Yeğenim ilk sinema deneyimini yaşadığı bugünlerde sinema kategori tercihimiz animasyon.Çocukların bildiği birşey vardır diyorum, onların zekasını küçümsemeyin sakın.Şöyle bir hayal edin; yabancı filmlerde gördüğünüz 1950′li yıllar, şimdilerde klasik model sayılacak arabalar sokaklarda, gençlik saç bandını ve saç spreyini biliyor, müzikler :) , bahçesine önem veren iyi aileler,… Yalnız insanlardan bahsetmiyorum.”Gezegen 51″ yaşayanlarından bahsediyorum.Karşımızda geçen haftalarda gösterime girmiş; “Planet 51 – Gezegen 51″.

Lem adlı genç o gün işe alınmıştır, hoşlandığı kızın kendisine aynı duygularla baktığını öğrenmiştir, hayat ile ilgili planı tıkır tıkır işlemektedir kısaca.Ta ki; Dünya gezegeninden keşif için gelen Kaptan Baker’ın arka bahçelerine kocaman uzay gemisiyle inişini gerçekleştirene kadar.Kaçırılmayacak bir sahne ile gemisinden inen Kaptan Baker, fethetmiş edasıyla gemiden inip klasik bayrak dikme numarası ile gezegenden örnekler alıp geri döneceğini beklerken, birden bir ses ile kendine gelir ve etrafına baktığında bir uygarlığın ortasına iniş yaptığını fark eder.Görev olarak gönderildiği gezegenin sadece kayadan oluştuğunu düşünen Kaptan, o anda aklına gelen tek şeyi yapar ve olaylar budan sonra birbirini kovalamaya başlar.Lem ve Chuck ise bu koşuşturmaca arasında tanışır.Risksiz gündelik hayatı ile yaşayan Lem ile ben edalarında övünen Kaptan hayatlarının sonsuza kadar değişeceği bir dostluğu bulurlar.Gezegendeki ordu, Lem’in aşk ve iş hayatı, Lem’in hayal dünyasında yaşayan arkadaşı Skiff, psikopat bilmiş profesör karışımları ile başları beladan biraz zor kurtulur gibime geliyor.

Filmin başından sonuna kendimi; “Geleceğe Dönüş” filminin sokaklarında buldum.Hani ilk filmde 1950′li yıllar havası vardı.İşte orada.Çok hoşuma gitti.Sanki Marty McFly tekrar o sokaklarda yürüyordu.Karakterler ilgisiz. Filmde evcil köpek olarak; ne olduğuna inanamayacaksınız ancak ben size fragmanlardan arta kalan süprizleri saklamak istediğimden söylemiyorum.Muhteşem bir düşünce.Sevsem mi, sevmesem mi diye tereddüt edeceğiniz türden.Bir karakter daha var ki; işte o tam bir köpek havasında, hatta bana başka bir filmi hatırlatıyor, eminim ancak bir türlü adı aklıma gelmiyor.Yeğenimin en çok sevdiği karakter de o olmuştu.”Rover”!Artık animasyon filmlerde, Rover cinsi karakterler muhakkak yer buluyor bence büyük bir eksikliği doldurduğu için olabilir.Çok sempatik ancak itici derecede değil.Hele taşlarla ilgili bir sahnesi var ki, ben bittim o sahnede. Bazı fikirlerin oldukça yaratıcı olduğunu kabul etmeliyim.Ayrıca fragmanını izledikten sonra, seslendirme açısından, kesinlik Türkçe Dublajlısını izlemenizi tavsiye ederim.Espriler oldukça güzel işlenmiş, hiçbir aşırılığı yok, gülmekten kırıp geçiriyor.Bildiğiniz yağmurlu günde, sokak lambasına yapışıp dönme sahnesi harika bir bakış açısı kazanmış.Unutmadan IMDB’den 10 üzerinden 6,1 almış.Kesinlikle haksızlık.

E.T’ye saygılar, Geleceğe Dönüşe Saygılar,Frank Sinatra’nın ünlü yağmurlu filmine saygılar, Alien filmine saygılar, Apollo 13 filmine saygılar,… kısacası hürmette kusur yok.Tüm başyapıtlardan birer selam size. Ah size daha fazla işkence etmeyeceğim, bence siz filmi izlemeye başlayın ve benim işkencemden kurtulun.

Muhteşem ve kaçırılmayacak bir animasyon…